Neşet Ertaş Usta’ya

Sene 2000’lerin ilk yılları Ortaköy’de bir okul bitirmişim. Haber bültenleri satanizm cinayetleri diye bağırıyor. Akmar Pasajında polis baskınları. Üzerimizde simsiyah giyisiler, etrafa ergen ve pis bakışlar atıyoruz. Metalden nefret ediyorum ama özentiliğin zirvesindeyim .  Beş kuruş param yok, hayata dair hiçbir fikrim yok, sadece kızlara nasıl karizmatik gözükebilirim diye projeler geliştiriyorum.

Hala var mı ? Bilmiyorum .O yıllarda Kartal Festivali yapılırdı. MFÖ gibi çok sağlam grupları orada dinlemişliğim vardır. Bir afiş gördüm Neşet Ertaş. Dedim ki kıroları getirmeye başladılar Kartal’a. Ustanın çıkacağı gece tesadüfen oradan geçiyorum. Acayip bir kalabalık millet coşmuş …

 ‘’ Evvelim sen oldun ahirim sensin ‘’ Allah’ım bu nasıl bir his nasıl bir duygu patlamasıdır. O gece hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. O gece pişmeye başladım ben . O gece sanki önümdeki yirmi sene neler yaşayacağımı ,nasıl acılar çekeceğimi gördüm. Usta ceketini çıkarmak için topluluktan izin istediğinde o böbürlenen genç adamın yani benim,  yeryüzünde ne kadar ufak bir zerre olduğumu fark ettim.

Uzun süre yine de arkadaşlarıma Neşet Ertaş’tan bahsedemedim. Ölmeden birkaç kere daha kendisini canlı dinledim hatta konuştum.

Yirmi sene geçti. Sakallarım beyazladı. Saçlarım döküldü. Gördük geçiriyoruz. Allah bir 20 sene daha verirse gelişmeleri göreceğiz. Bugün gururla anlatıyorum Usta’yı canlı canlı dinlediğimi.

Hisse-i Şayia

Hisse-i Şayia ( paylaşılamayan mal ) İnsanın hayatında özel günler vardır. Benim içinde öyle bir gündü.

Hayat tam 150 dakika durdu. Maalesef bu işin eğitimini almamış amatör bir yorumcu olarak betimlemelerim bu süreç için kısır kalacak. Hissettiğim duygu ; Karşımda tüm öğeleriyle bir şaheser olduğuydu. Şehir Tiyatroları daha çok kafa patlatarak, daha çok prova yaparak, yada sihir yaparak bazı oyunları prestij oyunu yapıyor olmalı. Oyun yağ gibi aktı. Bican Efendiden, Ermeni Hizmetçiye oradan da zirveye ulaşan müthiş performanslar izledim.  Zihni Göktay Usta  iki metre önümdeki sahnedeydi. O kadar rahattı ki. Müthiş bir bağlantı kurdu seyirciyle. Her şey o kadar ezberindeydi ve o kadar gerçekti ki hiçbir şey sakil durmadı. Satır aralarında acayip siyasi mesajlar verdi.  Çok yaşa Usta. Oyun sonunda fotoğraf çektirmeyi çok istedim. Ama soylu biri olduğum ve prensiplerim olduğu için cesaret edemedim. Ama bileti saklıyorum.

Ve oyunla ilgili unutmak istemediğim birkaç ipucu vereyim.

(Yavrum niye kaçıyorsun çocuk bir şey anlamamış … Beni Türk Hekimlerine Emanet Edin … Bütün kadınlardan özür diliyorum… Ohal var bu hal var, kriz var … Ben dünyanın en büyük aşığı olabilirim … )