Bir Delinin Hatıra Defteri

   

Bu oyunda bir şey fark ettim; oyuncuları ayakta alkışlamak çoğu tiyatro seyircisinin çokta düşünerek yaptığı bir şey değil. Kabul ediyorum oyuncular çok fazla emek veriyorlar, aylarca gece gündüz prova yaparak hazırlanıyorlar fakat bu onları ayakta alkışlamak için yeterli bir kıstas mı ?
Genco Erkal veya Erdal Beşikçioğlu ikisi de bu oyunu oynuyor hangisini yakalayabilirsem ona gidecektim. Ama bir yanımda hep komserimi canlı izlemek yatıyordu. Uzun süre Erdal Usta bu oyunu Ankara Sanat Tiyatrosunda oynamıştı.
Oyun gecesi BGM full doluydu. A blokta arkalara doğru yer buldum. Sahneye çok uzaktım fakat usta oyunu 270 derece dönen bir vincin üzerindeki küçük bir kafeste oynadı. Bizim tribüne döndüğü çok oldu.
Spoiler içerir.
Görevi kalem ucu yontmak olan fakir memurun genel müdürün kızına aşık olup kendisini İspanya Kralı 8. Ferdinand zannetmesine kadar süren 70 dakikalık bir şaheser izledim. Bir insan sesini bu kadar farklı tonda kullanabilir mi ? Alçaltıp yükseltebilir mi ? Ses tonu mimikler, jestler, küçücük  vincin üzerinde bir akrobat gibi gezinmesi ile tam ve hatasız bir senkronizasyon sağladı. Genel müdürün köpeği oldu güldürdü akıl hastanesindeki günlerini anlatıp ağlattı . Karakteriyle bütün oldu. Selam verirken damla damla ter döküyordu. İşte o zaman anladım her oyuncuyu ayakta alkışlamamak gerektiğini.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.